Adana Sohbet

1 yorum
492 okuma
26 Kasım, 2017

Öncelikle Hoş geldiniz Size önce Adana illi Hakında bilgi vermek istiyorum.

Adana İsmi Nereden Geliyor!

Adana`nın çok aşırı eski bir tarihi bulunmaktadır. Bizanslı tarihçi Stefan, Uranus`un iki oğlu Adanus ile Sarus`un Tarsuslularla savaşarak bu şehri kurduğunu, bunlardan birinin adını şehre, ötekinin de Seyhan ırmağı`na (Seyhan`ın eski adı Sarus`tur) verdiklerini söyler.
Hitit, Asur, Pers, Makedonya, Roma, Arap, Haçlı ve Selçuklu egemenliklerinden sonra Adana, Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı Topraklarına katıldı.
Bir Efsane : Sümer ve Hitit kaynaklı bir efsaneye göre: çok aşırı eski çağlarda Anadolu`da adonis adında yakışıklı bir yiğit varmış. çevredeki, yöredeki bütün kraliçeler, kral kızları ona aşıkmış. Kraliçeler, uzun kavgalardan sonra kendi aralarında şöyle bir anlaşmaya varmışlar. Her hafta birimizin beraberinde kalsın. Gel gör ki, Adonis bunların birine daha çok fazla tutkunmuş ve onun birlikte daha çok kalmış. öteki kraliçeler bunu kıskanıp, söz birliği etmişler ve bir gün ormanda Adonis`le buluşma verip üstüne bir yaban domuzu saldırtmışlar ve kasığından yaralanan Adonis kanlar içinde can vermiş. Onu kurtarmak için koşan sevgilsii kraliçe, Adonis`i kanlar arasında ve ölü bulunca saçını başını yolmuş, “Ah Adonis! Ah Adonis!” diye ağlayıp dövünmüş, ayaklarının dibinde gözyaşlarının döküldüğü yerde çiçekler açmış. Sümerli ve Hititli kadınlar bu acıklı aşk öyksüünü unutmamış, açan çiçeklerin başında onlar da “Ah Adonis” diye ağlamışlar herzaman.
işte Adana sözü, bu iki sözcüğün zaman geçtikçe kaynaşmasından doğmuş.

başka bir öykü:
Adana`ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk kez Anadolu yarımadasının en kökünden medeniyetlerinden bir tanesi olan hititlerin kaya hitabelerinde rastlanmaktadır. Boğazköy metinleri olarak bilenen bu Hitit kitabelerinde metreö. 1650 yıllarında yazılmış bir yazıtta, Adana havalisinden URU ADANiA yani ADANA BELDESi şekilde bahsedilmektedir. Bu konu için sadece bu ova dikkate alınacak olsa dahi ADANA adı en az 3640 yıllık bir geçmişe sahiptir.
Eski çağlarda seyhan nehri kıyılarının bol miktarda söğüt ağacı ile kaplı olması ve bu ağacın mezopotamya kavimlerince AND ağacı olarak tanınması da yöre isminin oluşumunda etkili olduğu kanaatini yaratmaktadır.
gene başka bir görüşe göre, ormanlık yörelerde yaşadığına inanılan Fırtına Tanrısı ADAD (Teşup) adının ormanları bol Toroslar ile Seyhan nehri bölgesinin oluşturduğu Adana yöresine isim olarak verilmiş olmasına inanılmaktadır. ADAD Hititlerin ve TEşUP da Suriye ve Mezopotamya kavimlerinin Fırtına Tanrısıdır.
Bu gruplar birbirine düşünce, isim ve ova tarzlarını alıp verdikleri için gilişimin olması kuvvetle muhtemeldir. Fırtına tanrısı yağmuru, yağmur da bereketi getirdiği için bu bölgede çok fazla sevilen, sayılan bir Tanrı olarak yaşamış ve ona izafeten bu bölgeye de URU ADANiA yani ADADiN bölge- side denmiş olması olası.
Hititlerin etkisinde kalan Fenikeliler de ziraat ve bitki Tanrısına ADONiS adını vermişlerdir. ADONiS “EFENDi” anlamına gelmektedir. Bu yöre ile sıkı ticaret yapan ve buradaki zengin orman ve ova ürünleri ile ticaretlerini geliştiren Fenikelilerin, bu yöreye ADONiS`in yeri demeleri tane biçimine gelmiştir.
öteki bir görüş, bu ismin yörede meskun olan beyaz atlarla bir ilgisi olduğunu savunmaktadır. Perslerin kuvvetli bir imparatorluk oldukları zamanlarda, onların bir satraplığı durumuna gelen Adana yöresinin yıllık vergisini 360 beyaz at teşkil etmekteydi. Bu yöreye has olan bu kıymetli beyaz atla rın her yıl iran`a vergi şekilde yollandığı arkeolojik kazılarda bulunan kyıtlarda ortaya çıkmıştır. zamanın uygulanan dillerinde bu yöreyi tarif için bu beyaz at isminin de bir ilham kaynağı olması ihtimal dahilinde görülmektedir. Aynen kireç ve çakmak taşının da bölgeye isimlerini vermesi gibi..
Sırası ile bu bölgeye gelen her kavim, devlet ve gelişen her medeniyet kendi kültür anlatışı ve değerleri içerisinde beldelere isim vermiş ve isimlerin anlamlarını açıklamışlardır. örnek vermek gerekirse; Homer`in illiyada`sında Adana adı olarak gösterilmiştir. gene batıdan gelen kavimlerce Adana`yı kendi ilahları Uranus`ün kurduğu ve oğulları Adanos ve Sarosa anlatılır. Adana doğulu kavimlere göre Fırtına Tanrısı Adonis`in yeridir. bütün bu inançlar aşırı tanrılı eski çağlara aittir.
Orta çağlarda bilhassa metreS. 7. yüzyıldan itibaren islam ordularının bu bölgeye gelişi ile yeni anlayışlar arasında yeni tanımları yapılmaktadır. Arap tarihçilerinden ibnü-Adim, Adana isminin eski peygamberlerden Yafes`in torunu EZENE`den geldiğini yazdığı “Halep tarihsel” isimli eserle kanıtla- maya çalışmaktadır. Orta doğunun peygamberler bölgesi bulunduğu ve pek çok eski peygamberlerin bugünki Anadolu sınırları içinde yaşamış olduğu hatırlanırsa, bu açıklamanın nasıl gelişdiğini anlamak daha kolay olur.
Daha ileriki yüzyıllarda Karcılzade Süleyman şükrü Bey`in ” Seyahat` ül-Kübra” adlı seyahat kitabında ise Adana`nın eski isminin “BATANA” bulunduğu ve islamlık devrinde “ADANA”ya çevrildiği savunulmaktadır. Hatta bunun “Fi Ezeneil Arz” ayetinden esinlenerek yapıldığını da açıklamalarına eklemektedir.
DANUNA isminin mt.ö. yaşıyan kavimlerce bu bölge için kullanıldığı bililen bir gerçek olup, bulunan kayıtlarda mevcuttur. Hatta Danunalıların, yöre kurallarına ad ve paye verecek kadar kudretli oldukları da bilinmektedir. DANUNA adının asırlar boyunca değişerek zamanla BATANA ve daha sonra ADANA olması da çok aşırı kuvvetle muhtemeldir.
Yöreye gelen Türklerin yüksek torosları aşıp güneye doğru sarkmaları sırasında yöreye “çukurova” adını vermeleri de doğanın insanlara verdiği ilhamın güzel bir örneğidir.
Osmanlılar idaresinde Adana oldukça çok ayrıcalıklı yazılışlarla kayıtlara geçmiştir. Bunlardan birkaçı; Erdena, Edene, Ezene ve hatta Azana şekilde eski takrir defterlerinde, sicil kayıtlarında ve fermanlar da yer almıştır. Gezici aşiretlerin zorunlu olarak 1872`den itibaren devlet zoru ile bölgeye yerleştirilmesi ve toprağa bağlanması sırasında Adana adı ADANA olarak resmi kayıtlarda yer almış ve tescil edilmiştir.

Birde size Sevgi adası hakında Bilgi vermek istiyorum hata sevgi adası için birde hikaye vardır ama bu hikaye yasanmıs bir hikaye.

Sevgi adası

Adındanda bahsedildiği üzre adanada seyhan nehri üstünde yer alan bir adadır. adanalıların yeni piknik mekanıdır. haliçte piyer lotiden bakıldığında görülen kara parçası ne kadar ada ise bu da o akadar adadır. ulaşım bitkisel şekilde kayıkla sağlanır. bunu neden belirtme ihtiyacı hissetik. nedeni ise derhal yanı başında yer alan öteki adaya ulaşım yapılan doldurma yol yardımıyla arabayla olası. ama adanalıların gözünde bu hiç bir şeyi değiştirmez. birine arabayla gidebiliyor olsalar da her ikisi de adanalıların gözünde allahına kadar adadır.

Evet birde Hikayesi var onuda sizinle paylaşmak istiyorum :

Sevgi adası Hikayesi :

Efendim delilerin-velilerin aşırı bulunduğu o eski senelerden birinde, meczubun biri camiye girer, göze çarpan ki namaz kılacak..lakin oturmaz, meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer-dolanır..Bir oraya, bir buraya her köşeye dikkatlice bakar ve hızla çıkar gider..

Az sonra sırtında bağlanmış odunlarla tekrar gelir camiye ve tam namaza başlamak üzere olan cemaatle beraber saf miktar..lakin sırtındaki odunlarla kuvvet bela bitirir namazını.

Eğilip kalktıkça yere azalan odunlar, çıkardığı ses vs. derken, natürel cemaat de rahatsız olmuştur bu durumdan..Nihayet biter namaz, bitmesine ama her kafadan bir ses çıkar..Herkes kıpırdanmaya, adama söylenmeye başlamıştır dahi..imama kadar ulaşır sesler, hafiften tartışmalar..

imam aynı mahalleden, bilir az aşırı garibin halini, şefkatle yaklaşır meczubun yanına ve der ki:

“Oğlum böyle namaz mı olur, sırtında odunlarla, sen ne yaptın? Hem kendini hem de çevreni rahatsız ettin bak, bir daha namaz kılmaya yüksüz gel olur metre?”

Bunu duyan meczub melül-mahzun, fakat manalı bir bakışla sorar:

“Âdetiniz böyle değil mi?”

“Ne âdeti?!” der Hoca..

Cemaat da toplanmış, merak ve şaşkınlıkla olayı izlemektedir o sıra..

Der ki meczub bu defa:

“Hocam ben namaz kılmak için girdim camiye, şöyle kendime uygun bir yer ararken içeridekilere baktım, gördüm ki hepimizin sırtında bir şeyler var. Zannettim ki tane böyledir, ben de şu odunları yüklendim geldim işte, neden kızıyorsun? Kızacaksan herkese kız, tek bana değil!

Hoca şaşırır: “Benim sırtımda da mı var?” der..

“Evet” der meczub, “Hepinizin sırtı yüklü!”..

Cemaatte ise hafiften “çılgın işte!” manasına,bıyık altından gülüşmeler başlamıştır..

Meczub bu defa öne atılır ve tek tek cemaati işaret ederek, saf bir çocukça, heyecanla bağırır:

“Bak bunun sırtında mavi gözlü bir çocuk, bunda iri bir elma ağacı vardı..
Bunda kırık bir kapı, bunda bir tencere yemek, bunda kızarmış tavuk, şunun sırtında yeşil gözlü esmer bir hatun, bununkinde de ihtiyar annesi vardı!..”

Sonra iki elini yanlarına salar başını sallar ve umutsuzca;

“ Boş yoktur, boş yoktur hiç!..diye tekrarlar.

O böyle söyleyince, herkes dehşet arasında şaşkınlıkla birbirinin yüzüne bakar!

Aynen doğrudur dedikleri nedeniyse; kimi doğacak çocuğunu düşünüyordur namazda, bazan bahçesindeki meyve ağaçlarını, birisi onaracağı kapıyı, öteki lokantasında pişireceği yemeği..birisi açtır aklında yiyeceği tavuk, birinin sırtında sevdiği bayan, diğerinde de bakıma muhtaç annesi bulunur.

“Peki söyle bakalım bende ne vardı?” der, bu kez endişeyle Hoca..

O da der ki:“Zaten maksimum da sana şaştım hoca! Sırtında kocaman bir inek vardı!

Meğerse efendim, hocanın ineği hastaymış, “öldü mü ölecek mi?” diye düşünürmüş namazda..

“Harâbât ehlini hor görme sakın, defineye malik viraneler mevcut.”

Bildirince bildiren, yüreği olan görüyor elbet..

Ya işte böyle Bu kadardır ol hikaye..

Bize azalma gösteren ibret almak.

Gelin hepimiz düşünelim bakalım, namazdayken sırtımızda neler var?

Neleri sırtlıyoruz, neyin hamalıyız?

Namaz ki bir gök yolculuğu.. Sevgiliyle buluşma, konuşma ânı..

Hiç insan sevgilisiyle olduğunda aklına diğer şey gelir mi?

Hem de nerde?! O huzurda..

Sırtımızda ne mevcut? Yoklayalım mı?

Malımız, evladımız, senet ve ödenmeyen çeklerimiz, işimiz, aşımız, aşkımız?

Bitmeyen hırslarımız, seçmen listeleri, kafa olma sevdalarımız?

Ne var sırtımızda?

Sırtımızda ne var?

Gelin düşünelim her zaman beraber başka pencereler açalım;

●Affetmemek de sırtta yüktür değil mi?
birileri bir yaşam boyu hamallık ederler boşuna, kendi canları hesabına..

●Allah’a teslim olmamak, O’nun kudretini bilmemek, kendini bir şey sanmak, üstesinden gelemeyeceği, gücünün yetemeyeceği işlere talip olmak da sırtta yüktür..

hayat boyu iki büklüm taşır, yüreksizliğini kişi..

●Cimrilik de yüktür kişiye..Güldüremediği yüzleri, ısıtamadığı yürekleri, susturamadığı feryadları boş bir gayretle taşır eli sıkı insan ta kabre dek..

Sırtımızda ne var?

Belki de yol alamayışımız sırtımızdaki yüklerin ağırlığından..

ara ara yoklamalı sırtlarımızı dostlar..

Varsa lüzumsuz yükler atıvermeli, rahatlamalı..

Kaç günlük ki şu dünya?

Bunca yük çekmeye, yorulmaya, bunca hamallığa kıymet mi?

Tabi her Şehirde oldu Gibi Adananında meşur bir yemeyi vardır Adana Acılı Kebap’ıyla mesur bir Şehrimizdir.

Adana Kebap

Adana denince akla ilk gelen şey belki de Adana kebaptır. Adana kebap dünya çapında bir lezzet olup Adana’ya özgüdür. Adana kebabının en büyük niteliği Adana’nın yaylalarında yetiştirilen koçların etinden yapılmasıdır. Bu koçların olması yetmez. tıpkı zamanda Adana kebabını yapan ustanında rolü çok aşırı büyük. ayrıca kullanılan malzemelerde çok fazla mühim. Kısacası Adana’ya gidipte Adana kebap yemeden dönmek olmaz.
Adana kebap dışında Adana’ya özgü oldukça çok yöresel lezzet olmaktadır. Bunlardan birileri yüzük çorbası, mercimekli ıspanak başı, ekşili topalak, kabak çintme, içli köfte, sakatat dolması, karakuş tatlısı ve taş kadayıfıdır.

Birde Adana Gezilecek Yerleri var en önemlisinden 8 tanesini Yazmak istedim aslında adana gidip gezilip görülecek bir yer anlatmakla yada yazmakla Adana güzeliklerini görmeniz mümkün değil ama biz bu yazımızı güzel sehirlerimizden olan adanayı tanıtmak gurbetçi kardeşlerimizin Birazda olsun Özlem gidermelerini istedik.

Adana En Önemli 8 Gezilecek Yeri :

1. Adana Merkez Camii. (Kutsal ve Dini Yerler).
2. Taş Köprü Köprüler.
3. Adana Merkez Park. ( Parklar).
4. Varda(Alman) Köprüsü (Köprüler).
5. Seyhan Barajı 1. Barajlar.
6. Buyuk Saat. Merkezi ve İlgi Çekici Noktalar.
7. Kapikaya Kanyonu.
8. Ulu Cami ve Külliyesi.


Bir önceki yazımda « makalem var.

Benzer Yazılar

Google aramalarında çıkan diğer Site İçindeki harika sohbet ...

Google aramalarında çıkan diğer Site İçindeki baba sohbet ...

Bedava Sohbet Chat yeri Yoğun iş yaşamı beni daha sıkıcı bir insan haline ...

Yorumlar



Yorumlar (1 Yorum)

Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

Bedava Sohbet - Yetişkin Sohbet